Amniosentez Nedir?, Ne Zaman ve Kimlere Yapılır?, Nelerin Tanısı Konur?, Riskleri Nelerdir?

Amniosentez Nedir?, Ne Zaman ve Kimlere Yapılır?, Nelerin Tanısı Konur?, Riskleri Nelerdir?

Amniosentez (AS), anne adayının karın cildinden girilen bir iğneyle rahimden geçerek bebeğin içinde yüzdüğü sıvıya ulaşılması ve buradan örnek alınması işlemidir. AS bebeğin sıvısının normalden fazla olması gibi durumlarda anne adayını rahatlatmak için tedavi amaçlı kullanılabileceği gibi; bebekte kromozom anomalisi araştırması, NTD (nöral tüp defekti) araştırması, ya da bebeğin akciğer olgunlaşmasının araştırılması gibi nedenlerle tanı amaçlı da kullanılabilir.

Günümüzde amniosentez en sık tanı amaçlı olarak uygulanmaktadır. Tanı amaçlı AS genellikle 16.-18. gebelik haftaları arasında uygulanır. Anne adayına ayrıntılı bir ultrason yapıldıktan ve bebeğin pozisyonu belirlendikten sonra karın cildi antiseptik maddeyle silinir. Ultrason eşliğinde işleme uygun incelikte iğne karnın uygun bir yerinden girilerek rahime ve buradan da amnion sıvısının bulunduğu rahim boşluğuna ulaşılır. Enjektör yardımıyla çekilen amnion sıvısının ilk 0.5 mililitrelik kısmı atılarak yeterli miktarda sıvı çekilir. Tekrar bir ultrason değerlendirmesi yapıldıktan sonra iğne yerinden çıkarılır ve işleme son verilir.

35 yaş ve daha üstü anne adayları, daha önce kromozom anomalili olan bir bebek doğurmuş olmak, anne ya da baba adayında dengeli translokasyon taşıyıcılığı ya da diğer yapısal kromozom kusurlarının olduğunun bilinmesi, yakın akrabalardan birinde kromozom anomalisi (Down sendromu gibi) varlığı, anne ve babada kalıtsal hastalıklar, daha önce NTD'li bebek doğurma öyküsü ya da anne veya baba adayında NTD olması, üçlü testte risk saptanması, rutin ya da ayrıntılı ultrasonda bebekte anomali saptanması, anne adayının daha önce anomalili bebek doğurmuş olması gibi durumlarda bebeğin kromozom anomalili ya da AS ile saptanabilen bir hastalığı olma riski yüksektir.Bu anne adaylarına AS önerilir.

AS ilk geliştirildiğinde henüz ultrasonografi gibi hassas görüntüleme yöntemleri olmadığından körlemesine uygulanmakta ve çeşitli istenmeyen durumların oluşmasına neden olmaktaydı. Günümüzde bu durumlar azalmış olmakla beraber her invaziv (vücudun "bütünlüğünü" bozarak yapılan) işlemde olduğu gibi çeşitli riskler söz konusu olabilmektedir. Bebeğin işleme bağlı yaralanma riski de günümüzde rutin olarak ultrason yardımıyla yapılan AS'lerde oldukça azalmıştır. Meydana gelen yaralanmaların büyük kısmı bebeğin cildine iğne batması gibi zararsız sayılabilecek yaralanmalardır. İşleme bağlı olarak annenin dolaşımına değişen miktarlarda kan hücresi geçişi olmaktadır. Bu durum genellikle bir problem yaratmaz. Ancak anne adayıyla baba adayı arasında Rh uygunsuzluğu olduğu durumlarda bebeğin kan grubu da pozitifse problem yaratabilir. Bu durumda daha önceden Rh pozitif bir kan hücresiyle karşılaşmamış olan anne adayı savunma sistemi bu hücrelere karşı antikor üretmeye başlar, duyarlılaşır. Bu durum mevcut olan bir gebelikte bir problem yaratmamasına karşın sonraki gebeliklerde anne adayı tekrar Rh (+) kanla karşılaştığında daha önceden duyarlanıp olup hazırlandığı için çok daha hızlı tepki göstererek bebeğin kan hücrelerinin parçalanmasına neden olabilir. Bu yüzden işlem sonrası anne adayına bir doz Rh immunglobulin (Rhogam) uygulanır.İşleme bağlı olarak amnion sıvısında enfeksiyon meydana gelme riski de kurallara uyulduğunda oldukça düşüktür. Genetik tanı amacıyla yapılan amniosentez sonrası yaklaşık %1-2 anne adayında "su gelmesi" şeklinde yakınmalar olmaktadır. Bu durum genellikle 48 saat içinde kendiliğinden iyileşir. Amnion sıvısı embolisi (amnios sıvısının kana geçmesi ve akciğer ana atardamarını tıkamasıyla meydana gelen çok ciddi bir durum) gibi durumlar ise çok nadiren meydana gelebilir.

Copyright © 2018 meteitil.com Tarafından Tüm Hakları Saklıdır.